Bir müşteri adayım aradı. En sonunda “Tamam siz reklam ÅŸirketim ile görüşün biz sizinle daha sonra görüşelim.” Modunda telefonu kapatırken “Pardon isminiz neydi?” diye sordum. “Elvis” dedi adam. Kalakaldım resmen.
Neyse reklamcısıyle konuÅŸtuk, anlaÅŸtık. Aradım artık resmi müşterimizi , sekreteri çıktı. “Elvis Bey ile görüşebilir miyim” diye sordum. “30 sene önce rahmetli oldu efenim” diye cevaplayacak diye ödüm koptu bir yandan. Sinirim bozuldu, yazarken bile kahkaha atıyorum.
Son zamanlarda bir “seksi fotoÄŸrafları için tıklayınız” gazeteciliÄŸi türedi. Onun bunun götü başı açık resimlerini toparlayıp anasayfaya bir link “seksi fotoÄŸrafları için tıklayınız” diye, hop al sana 150000 hit. En son pek hazzetmediÄŸim bir medya grubunun 2. büyük gazetesinin galeri sayfasında gördüm. Galerinin baÅŸlığı “Formunu buldu, Britney yine seksi”. Hay amınıza koyayım sizin be. Pis herifler. Ratingleri artmasın diye link tabii ki vermiyorum. Britneyin kaÅŸarlanmış götünü merak ediyorsanız gidin google a arayın.
Hayır allah bilir bu galeriyi hazırlayan editörler paranın amına koyuyordur kapağı büyük medya kuruluşuna attığı için. Kendisine sorulduğunda internet editörüyümdür diyordur ama bütün gün baldı bacak fotosu istifliyordur sağa sola. Bir milletin mastürbatif bıngıldağı bu kadar dürtüklenmez ki kardeşim.
Pazar günü kahvaltısı önemlidir benim için. Çocukluğumda pek de bir arada yemek yemeyen aile pazar günü pidesini hayatta kaçırmazdı. Herkes yiyip öyle dağılırdı bir tarafa. Zaten hanım sultan ın vefat yıldönümünde kafamda fırtınalar dolaşıyor, bir de iş güç binince üstüne pazar günü kahvaltıyı işyerinde dandik ayvalık tostu ile yaptım. Ev kalkmış gidiyor kaç haftadır. Ondan önce zaten iş seyahati, taşınma derdi boku püsürü derken kaç haftadır pazar keyfi yapamıyoruz. Yapamayınca dinlenemiyor zaten bünye. Bugün pazartesi mi perşembe mi farkedemiyorum. Aynı bezginlik , aynı bıkkınlık sürekli devam ediyor.
İçimde yaÅŸlı huysuz bir adam besliyorum. Zaman zaman beyni devralıyor, terör estiriyorum, suratsız itin teki olup çıkıyorum. Bu da öyle zamanlardan birisi iÅŸte. Gün gelecek o yaÅŸlı huysuz herif git gide zayıflayan genç ve iyimser çocuÄŸa siktiri çekecek. “İşte biz o gün tükeneceÄŸiz” (Sezen Aksu muydu lan?)
2 yıl oldu. 730 gün boyunca her aklıma geldiğinde gözlerim sulandı, burnumun kemiği sızladı. Her sıkıldığımda, güzel olan şeyi paylaşmak istediğimde, anneler gününde, doğumgününde, doğumgünümde başkalarının önemli günlerinde senden telefon bekledim. Bazı akşamlar rüyama girdiğinde dünyanın en mutlu insanı oldum.
Önemli toplantılarıma hayır duanı almadan girmeye hala alışamadım. Tıpkı kandillerde evin telefonunu çevirdiÄŸimde babamın sesini duymaya alışamadığım gibi. Karadeniz’e bilet almaya elim bile varmıyor, seni büyüdüğüm evin kapısında görmek istiyorum çünkü hala. SoÄŸuk bir mermerle çevrili bir toprak parçasında deÄŸil.
O çok sevdiÄŸim ıspanaklı börekler senin elinden olmayınca birer kor parçasına dönüşüyor. İpek eÅŸarplar bile canımı acıtan birer nesneye dönüştü . “Annem beÄŸenir” diyerek alamayacağımı biliyorum artık hayatım boyunca.
Bendeki sarı kafalı , çırpı bacaklı çocuk seninle beraber toprağa girdi.Üstünden iki sene geçti acın küllenmedi , küllenmeyecek.
Seni hala çok seviyorum.