cokbiliriz.biz » 2008 » February

İrem Çandar

Kendisinin Teoman’ın albümündeki “DuÅŸ” ÅŸarkısını dinlemeniz lazım. Harika bir ses.

Uçak Sayıklamaları -2

Garanti UçuÅŸ Hattı’nın Servisi’ni kullanıyorum sabah beni almaya bir minibüs geliyor. Tek kiÅŸiyim. Navtürk’ü uygulamada görüyorum. Hem servis hem navtürk harika ÅŸeyler. Sık seyahat edenlere tavsiye ederim.

Havaalanı’na erkence varıyorum. Acil çıkıştan  bilet almada problem yaÅŸamıyorum.  Harala gürele Antalya. Bir sürü soru , bir sürü cevap. KöydeÄŸirmeni, börek, bonfile. Tekrar bir sürü soru bir sürü cevap. Elemanlardan birisi içinde bulunduÄŸumuz bodruma dayanamıyor. Panik atak krizi geçiriyor. Sorunlar çözülüyor teker teker.

Akşam paydosundan sonra başka bir müşteri grubu ile toplantı. Alara restoran. Adamlar avokadodan rakı mezesi yapmış. Fena da değil. Titanic otel. Mimari güzel ama kapıda rezervasyonumu bulamıyorlar. Çalışma arkadaşımın horlamasına osurarak karşılık veriyorum. Uyku alınamıyor haliyle.

Oteldeki sabah kahvaltısı başarılı gayet. Bir sürü futbol takımı var otelde. İkinci lig takımlarından birisindeki bütün futbolcular rus hatunlara bakarken ağızlarının suyu akıyor.

Bu sefer bodruma inmiyoruz. Sorun çözmeye devam. Erken bile bitiriyoruz. Havaalanında dizi seyredip bira içiyorum bu sefer. Para üstünü getiren garson ilkinde bıraktığım bahşişte kullandığı leş 5 ytl yi getirince uyanıyorum olaya. Alıyorum o leş gibi 5 ytl yi.

Eve dönüş. Acaba havayolları hostes ve pilotlarına ingilizce telaffuz dersi aldırsa  iyi olmaz mı? Takside gözüm kapandı kapanacak. En iyi 5 yıldızlı otel evdeki kanapenin yerini tutmuyor. Önümüzdeki 6 hafta aynı yere gidip geleceğim. Bakalım neler göreceğim.

On some level, it’s all pretend. - The Nines

theninesmovieposter.jpgFilmden çok daha fazla ÅŸey bekliyordum. Ama en hafif tabir ile bazı ÅŸeyler “olacakmış gibi yapıp olamıyor”. Yarısında kapatmayı düşünür olduk. Ben sabredip sonuna kadar seyretmeyi seçtim. Son 15 dakikası iyi gayet. Bir kaç tane ÅŸamar iniyor ama yeterli kalmıyor. BeÄŸendiÄŸim bir kaç replik dışında da çok aklımda kalan bir ÅŸey yok. Velakin filmin sonunda geçen hayata dair “On some level, it’s all pretend.” cümlesi hala kafamın içinde dönüp dolaşıyor.

Ne kadar yapmıyoruz desek de hayatımızın büyük bir bölümü rol yapmakla ya da öyle gibi görünmekle geçiyor. Şimdi bir müşterimle toplantım var, gitmek istemiyorum ama ya gidip dinliyor ve ilgileniyor gibi yapıp dinlemeyeceğim, ya da erteleyeceğim.Düşüncesi bile içimi bayıyor.

Hırs ve para kazanmak

Dün 3 yıl önce kurulan, benim de kuruluÅŸ aÅŸamasında “Bir yardımım olsun” diye kendimce bir kaç iyilik yaptığım bir müşterim ile buluÅŸtuk. Yıllık cirolarının 25 milyon YTL ye ulaÅŸtığını, önümüzdeki yıl hedeflerinin 50 milyon YTL olduÄŸunu söyledi. Adamı kıskandım tabii.

Yemeğe indiğimizde hiç televizyon seyretmediğini, eve gittiğinde çalışmaya devam ettiğini söyledi. Başka bir müşterim de aynı durumda. Benim eve gittiğimde es kaza bilgisayar gördüğümde içim kalkıyor. Acaba başarılı olmak ve para kazanmak için o evimde ara verdiğim zamanlarda da mı çalışmam gerek diye düşünür oldum ciddi ciddi.