Evde müzik dinlemek benim için yapacak hiç bir şeyin olmaması demek. En fazla huzur bulduğum şeylerden birisi. Mümkünse yanında içecek veya okuyacak bir şeyler. Favori listem ise aşağıdaki gibi.
1- Dire Straits Alchemy - Bira
2- Michael Buble - Kırmızı Şarap
3- Pink Martini veya Vaya Con Dios - Mümkünse tatil sabahı - Kahve , gazete puro veya pipo
4- Chill out un her türlüsü - Battaniye - Uyku
5- Simply Red ve Depeche Mode - Dergi
En son yine işe çıkmadan önce Sultans of swing in gitar solosunu dinledim. Takside gülümsediğimi farkettim. Sizin de varsa bir ilk 5 iniz onları da alalım.
Korkuyorum. Bir gün uyanacağım ve hiç uyuyamayacağım diye. Her sabah “Åžu projeyi bitirmem lazım” diye uyanıyorum. Huzurlu uyku uyuyabildiÄŸim gece sayısı bu yıl iki elin parmaklarını geçmez. Her zaman bir yerlere yetiÅŸmem, ya da bir ÅŸeyi yetiÅŸtirmem gerekiyor çünkü. Bütün bunların üstüne evdeki “ah-pek-uslu-kısırlaÅŸtırıldıktan-sonra” hayvanının ciyaklamaları artık uyumaya karar verdiÄŸim, “Bugün iÅŸe geç gideyim skerim projesini de iÅŸini de” dediÄŸim bir günde sinir zıplatıp ister istemez evi erken terk etmenize yol açabiliyor.
İş yetiÅŸtirmek zorunda olmadığım bir gün gelse. Dışarıda tıpır tıpır yaÄŸmur yaÄŸsa. Ya da yeni kesilmiÅŸ çimen kokularının odayı doldurduÄŸu bir öğleden sonrası olsa. Panjur-perde yarıya kadar inik olsa. İşte o loÅŸlukta “Uyku kardeÅŸim ver elini”.
Uykusuz Osman Kenobi: - Bir büyük latte. İçine ilave espresso istiyorum bir adet.
Kahve Zinciri Çalışanı: - Bir Venti Latte ekstra shot dediniz değil mi efendim?
UOK: - Öyle demedim ama benim dediğimden sen onu anlıyorsan evet.
KZÇ: (anlamsızca bakar) - Başka bir arzunuz?
UOK: - Bir peynirli kruvasan. İyice ısıtılsın.
KZÇ: - One cheese croissant. Extra hot. Cheese’ler eriyecek deÄŸil mi?
UOK: - PUH!
Alacağımı alıp çıktım. Yol boyu kendime söylendim niye buradan alışveriş yapıyorsun diye. Güne sinirli başlamak gibisi yok. İnsan bir süre kendisiyle güreşiyor ayılmak için. Amerikan özentisi kahve zinciri çalışanından sabah sabah burnunun üzerine sanal yumruk yemek hoş değil ama.

Yolun yarısına bir kala - ki bence o yarıyı çoktan geçmişimdir, bir bu kadar daha yaşamam- ister istemez hayatla olan muhasebeyi daha bir detaylı yapıyorsun.
Kaç kişiyi kırdım, kaç kişiyi mutlu ettim? Kime borcum var ? Kime dünyaları veresim var? Kaç şarkıya 5 yıldız vermişim? Kaç filmi başa alıp tekrar tekrar seyredesim var? Sonu mutlu mu bitireceksin? Yoksa saçma bir Fransız filmi sonu yapıp izleyiciyi göt gibi bırakıp mı gideceksin?
Ne kadar zamanım kaldı ve bundan sonra mutlu olmam için daha ne kadar kıçımı yırtmam gerek?Gerçekten mutlu olmam için neye ihtiyacım var? Seni mutlu eden şeylere yeterince zaman ayıramıyorsan niye ve nasıl yaşıyorsun? Yüzünde güneşi hissettiğinde gülümseyemiyorsan neye gülümseyeceksin?
Yaş ilerledikçe defter ağırlaşıyor, hesap uzuyor. Sorular yukarıda görüldüğü gibi saçmalaşıyor.